Sosyal anksiyete nedir?
Sosyal anksiyete bozukluğu, başkalarının dikkatinin üzerinde olabileceği durumlarda belirgin ve süreğen bir korku yaşanmasıdır. Kişi utanç verici bir şey yapacağından, kızaracağından, sesinin titreyeceğinden ya da “aptal” görüneceğinden korkar. Bu korku, durumun gerçek riskiyle orantısızdır ve kişi bunun farkında olsa bile kaygısını kontrol edemez.
Erişkinlerde sosyal anksiyete çoğu zaman yıllardır süren bir durumdur. Pek çok kişi bunu bir kişilik özelliği olarak kabullenmiş, hayatını bu korkuya göre düzenlemiştir: söz almayı gerektirmeyen işleri seçmek, davetlere gitmemek, telefonla konuşmaktan kaçınmak gibi.
Utangaçlıktan farkı
Utangaçlık yaygın bir mizaç özelliğidir ve çoğu zaman yaşamı kısıtlamaz. Sosyal anksiyete bozukluğunda ise kaygı o kadar yoğundur ki kişi önemli fırsatlardan vazgeçer, iş ya da okul yaşamı etkilenir ve yaşadığı sıkıntı uzun süre devam eder. Ayırt edici nokta, korkunun kişinin hayatını ne ölçüde daralttığıdır.
İş yaşamında sosyal anksiyete
| Durum | Sık yaşanan deneyim |
|---|---|
| Toplantılar | Söz alma sırası yaklaştıkça artan çarpıntı, söyleneceklerin unutulması |
| Sunumlar | Günler öncesinden başlayan uykusuzluk, kaçınma için bahane arama |
| Telefon görüşmeleri | Arama yapmayı erteleme, e-postayı tercih etme |
| Yöneticiyle görüşme | Eleştirilme beklentisi, kendini aşırı izleme |
| Ortak yemekler | Başkalarının önünde yemek yemekten kaçınma |
Bu tablo zamanla kariyer seçimlerini de etkiler. Kişi yeteneğine uygun ancak görünürlük gerektiren görevlerden uzak durabilir, terfi fırsatlarını geri çevirebilir.
Beden belirtileri ve kısır döngü
Sosyal anksiyetede kızarma, terleme, titreme, ses titremesi, mide bulantısı ve kalp çarpıntısı sık görülür. Kişi bu belirtilerin başkaları tarafından fark edileceğinden korkar; bu korku dikkatini kendi bedenine yöneltir ve belirtiler artar. Ardından gelen “herkes fark etti” düşüncesi, bir sonraki sosyal durum için kaygıyı büyütür.
Sosyal anksiyetede kaygıyı en çok besleyen şeylerden biri, kişinin dikkatini karşısındakinden çekip kendi üzerine çevirmesidir.
Güvenlik davranışları
Kişi kaygısını azaltmak için fark ettirmeden bazı önlemler alır: göz temasından kaçınmak, kızarıklığı gizlemek için fular takmak, konuşmalarını önceden kelimesi kelimesine prova etmek, hep aynı güvenilir kişiyle birlikte hareket etmek. Bu davranışlar kısa vadede rahatlatır; ancak kişinin korktuğu şeyin aslında olmadığını öğrenmesini engeller ve sorunu sürdürür. Tedavide bu davranışlar birlikte fark edilir ve kademeli olarak bırakılır.
Değerlendirme
İlk görüşmede kaygının hangi durumlarda ortaya çıktığı, ne zaman başladığı, günlük yaşamı ne ölçüde kısıtladığı ve eşlik eden sorunlar konuşulur. Sosyal anksiyeteye sıklıkla depresyon, panik bozukluk ve alkol kullanımı eşlik eder; davetlerden önce “biraz gevşemek için” içilen kadeh, zamanla vazgeçilmez bir alışkanlığa dönüşebilir. Otizm spektrumu ve dikkat eksikliği gibi durumların sosyal güçlüklere yol açıp açmadığı da ayrıca değerlendirilir.
Tedavi seçenekleri
Sosyal anksiyete bozukluğunda en iyi kanıta sahip yöntem bilişsel davranışçı terapidir. Terapide olumsuz değerlendirilme beklentileri sınanır, dikkat kendinden dışarıya yöneltilir, güvenlik davranışları azaltılır ve kaçınılan durumlarla kademeli olarak yüzleşilir. Orta ve ağır tablolarda ya da terapiye ulaşmanın güç olduğu durumlarda ilaç tedavisi de etkili bir seçenektir. Kaçınmanın yaşamın değerli alanlarını daralttığı durumlarda kabul ve kararlılık terapisi de kullanılabilir. Genel kaygı bozuklukları hakkında bilgi için anksiyete bozukluğu sayfamıza bakabilirsiniz.
Kendi başınıza atabileceğiniz adımlar
- Kaçındığınız durumları en kolaydan en zora doğru sıralayın ve en kolayından başlayın.
- Sosyal bir durumdan sonra yalnızca olumsuz anları değil, iyi giden anları da not edin.
- Kaygı yükseldiğinde dikkatinizi bedeninizden karşınızdaki kişiye ve konuşmanın konusuna yöneltin.
- Rahatlamak için alkole başvurmayın; alkol kaygıyı uzun vadede artırır.
Sosyal anksiyetenin kökenleri
Sosyal anksiyetenin tek bir nedeni yoktur. Ailesel yatkınlık, çocuklukta belirgin çekingen bir mizaç, akran zorbalığı ya da alay edilme deneyimleri, aşırı eleştirel ya da aşırı koruyucu bir aile ortamı ve ergenlikte yaşanan utanç verici anılar, riskin artmasına katkıda bulunabilir. Ancak bu etkenlerin varlığı herkeste sosyal anksiyete gelişeceği anlamına gelmez. Tedavide geçmişe ait bu deneyimler konuşulabilir; ancak asıl odak, bugün sürdüren düşünce ve davranış kalıplarıdır.
Performans kaygısı ve yaygın sosyal anksiyete
Bazı kişilerde korku yalnızca konuşma yapmak ya da sahneye çıkmak gibi performans durumlarıyla sınırlıdır. Bazılarında ise neredeyse her sosyal etkileşim, yani market alışverişi, komşuyla selamlaşma ya da bir kafede sipariş vermek bile kaygı verir. Bu ayrım tedavi planını etkiler. Yalnızca performansla sınırlı tablolarda kısa süreli ve hedefe yönelik çalışmalar yeterli olabilirken, yaygın tablolarda daha kapsamlı bir terapi süreci gerekir.
Yakınlar nasıl destek olabilir?
Sosyal anksiyetesi olan bir yakınınızı sürekli kalabalık ortamlara zorlamak da, onun yerine her şeyi üstlenmek de yardımcı olmaz. Daha yararlı olan, kaygısını küçümsemeden dinlemek, küçük adımları fark edip takdir etmek ve tedaviye başlaması konusunda onu cesaretlendirmektir. Birlikte gidilen bir etkinlikte kısa süre kalıp ayrılmak gibi ara adımlar, kademeli yüzleşmenin doğal bir parçası olabilir.
Tedavi sırasında neler beklenir?
Terapinin ilk aşamasında kaygının sizde nasıl işlediği birlikte haritalanır: hangi durumlar tetikliyor, o anda aklınızdan neler geçiyor, bedeninizde neler oluyor ve kaygıyı azaltmak için neler yapıyorsunuz. Ardından seanslarda küçük sosyal deneyler planlanır; örneğin bir mağazada bir ürün hakkında soru sormak ya da bir toplantıda tek bir cümle söylemek. Her deneyden sonra beklentinizle gerçekte olan karşılaştırılır. Zamanla bu deneyler zorlaşır ve kaçınılan durumların çoğu yeniden yaşamın olağan bir parçası hâline gelir. Bu süreçte ara ara kaygının yükselmesi doğaldır ve gerilemek anlamına gelmez.
Gençlerde ve üniversite yıllarında
Sosyal anksiyete çoğunlukla ergenlikte başlar ve üniversite yıllarında belirginleşir. Derste soru sormaktan kaçınmak, grup çalışmalarında geri planda kalmak, yurt ya da ev arkadaşlarıyla iletişim kurmakta zorlanmak sık görülür. Bu dönemde başlanan tedavi, sorunun erişkinliğe taşınmasını ve kariyer seçimlerini kısıtlamasını önleyebilir.
Sık sorulan sorular
Sosyal anksiyete kendiliğinden geçer mi?
Erişkinlikte süregenleşmiş sosyal anksiyete çoğu zaman tedavi olmadan sürer. Tedaviyle belirgin düzelme sağlanır.
Sunum öncesinde kullanılan kalp ilaçları işe yarar mı?
Bazı ilaçlar yalnızca sunum gibi belirli performans durumlarındaki beden belirtilerini azaltabilir. Kullanımı mutlaka hekim değerlendirmesiyle planlanmalıdır.
Online görüşmeler sosyal anksiyeteyi kolaylaştırır mı?
Başlangıçta daha az kaygı verici olabilir; ancak tedavinin hedefi, kaçınılan yüz yüze durumlara da kademeli olarak dönebilmektir.
Sosyal anksiyete depresyona yol açar mı?
Uzun süren yalnızlık ve kaçırılan fırsatlar depresyon riskini artırabilir. Bu nedenle her iki durum da birlikte değerlendirilir.
Tedavi ne kadar sürer?
Bilişsel davranışçı terapi genellikle birkaç ay süren düzenli görüşmelerle yürütülür. İlaç tedavisinin süresi kişiye göre belirlenir.
Sosyal anksiyetesi olanlar iş görüşmelerinde ne yapabilir?
Görüşmeden önce olası soruları yazıp yanıtlarını birkaç kez sesli söylemek ve görüşme sırasında dikkati soruya ve karşıdaki kişiye yöneltmek yardımcı olur. Tedavi sürecinde bu tür durumlar özel olarak çalışılabilir.
Sosyal anksiyete ile çekingen kişilik arasında fark var mı?
İki tablo birbirine çok yakındır ve sıklıkla birlikte görülür. Çekingen kişilikte reddedilme hassasiyeti yaşamın neredeyse her alanına yayılır. Tedavi yaklaşımları benzerdir.
Kaygımı kimseye söylemeden tedavi olabilir miyim?
Evet. Psikiyatrik görüşmeler gizlidir; tedaviniz hakkında kimin ne bileceğine siz karar verirsiniz.